TANITIM
Yorum yapmayı unutmayın, satır arası yorumlarınızı okumak beni en en çok motive eden şeylerden birisi. Şimdiden teşekkür ederim. Keyifli okumalar efenim.
Bataklık Çiçeği
“Kokusu cennet, rengi kül sevgilim.”
1998, 3 Mart
Soğuk hava Karadeniz’in fırtınasıyla birleşmiş, alıp götürmek ister gibi köklenen ağaçların dallarını sağa ve sola doğru savuruyordu. Günlerden Salı, köylü var olan soğuğa rağmen bağının bahçesinin peşinde sürükleniyordu.
Trabzon’un yukarı köylerine çıkan patikalar buz tutmuş, usta şoförler bile arabalarını sürmekte zorlanır hale gelmişti. Simsiyah gökyüzünün içinde parlayan yıldızlar içinde umudu, yarım ay o gece yaşanacak felaketi taşıyordu.
Adam, vitesi hafif oynatarak gaza basmaya devam etti. Arabanın lastikleri buz tutmuş asfaltta hafif kayarken adamın gözleri uykusuzluktan kızarmıştı. Sürdüğü aracın o patikaları gece yarısı, bu karda çıkmak için oldukça yaşlı ve güçsüz olduğunun o da farkındaydı. Fakat artık evine varmak ve sıcak çorbasını içmek istiyordu.
Sinirle bir kere daha gaza yüklendi ve patikayı tırmanmaya çalıştı. Araba homurdanarak yukarıya tırmanırken gaza olması gerektiğinden daha fazla bastığının farkındaydı fakat artık evine varabilmek istiyordu.
Kar o gece gökyüzünden değil, Tanrı’nın nefesinden dökülüyormuş gibi yağıyordu, beyazla siyahın arasında bir çizgi yoktu artık, her şey kararmış bir ışığın içinde birbirine karışıyordu, Hoşarlı’nın patikası buz kesmişti, direksiyonun soğukluğu Ahmet’in parmaklarına işliyor, silecekler cama vuran kristal taneleri yetişemeden dağıtıyordu, motorun iniltisi rüzgârın uğultusuna karışıyor, Seher’in yüreği göğsünde kuş gibi çırpınıyordu.
Nefes almak bile zordu, hava öyle soğuktu ki insanın ruhunu içeriden kesiyordu, Seher dudaklarını ısırdı, bir an Ahmet’e dönmek istedi ama cesaret edemedi, yalnızca “yavaşla” demek geçti aklından, diyemedi. Yetişmeleri gereken bir hastane vardı.
O anda karşıdan bir ışık belirdi, karın içinden doğan, büyüyen, yaklaşan, önce bir parıltı sonra kör eden bir beyazlık, sonra ikinci bir far, sonra üçüncüsü yok, çünkü sadece o iki far kaldı dünyada, biri onların, biri karşıdan gelenin, iki kalp gibi birbirine çarpışmaya yazgılı…
Seher’in nefesi camın buğusuna vurdu, Ahmet’in elleri direksiyonu daha sıkı kavradı. Karın altındaki yol kaygandı, lastikler bir an tutundu, sonra bıraktı, direksiyon bir sağa bir sola savruldu, fren sesi dağın bağrında yankılandı, Seher “Ahmet!” diye haykırdı ama sesi kendi kulağına bile ulaşmadı. Çünkü dünya o anda sessizliğe gömüldü, sadece farların çarpıştığı o bembeyaz patlama kaldı geriye, bir ışık duvarı, içinde bütün geçmişin ve geleceğin eridiği bir an, cam kırıldı, sanki hava parçalandı.
Seher’in başı cama çarptı, alnında sıcak bir çizgi açıldı ama acıyı hissetmedi, çünkü zaman donmuşu. Gözlerini açamaz haldeydi. Şoför koltuğunda oturan kocası bilincini kaybetmek üzereydi. Her ikisi de sessizce harabeye dönmüş arabanın içinde can çekişiyordu.
Her şey yavaşladı, kar taneleri havada asılı kaldı, farların ışığında tek tek parladılar, biri yanaklarına değdiğinde erimedi bile, sadece orada kaldı, öylece, o anın içinde, araba kaydı, yolun kenarına vurdu.
Toprağın altı boştu, lastikler havada kaldı, bir an uçtular gibi oldu, sonra ağır ağır yere oturdu araba.
Bir sessizlik çöktü, kar hâlâ yağıyordu ama artık fısıldıyordu, sanki o anı örtmek, o günahı gizlemek ister gibi, Seher gözlerini açtığında etraf bembeyazdı, farlardan biri kırılmış, diğeri hâlâ yanıyordu, sarı ışığın içinde ince bir duman yükseliyordu.
Adam’ın başı direksiyona düşmüştü, elinin arasında kanla kar karışmıştı, Seher titreyen parmaklarıyla emniyet kemerine uzandı ama düğmeye basacak kadar gücü kalmamıştı, gözleri ağırlaştı.
O sırada dışarıdan bir siluet yaklaştı, karın altından gelen adımların sesi, motorun uğultusunu bastırdı, biri koşuyordu, nefes nefeseydi, kar yüzüne çarpıyor ama durmuyordu,
Karşı arabadaki adam, kamyonetin kapısını çarpmış, çamura bata çıka koşmuştu, “Duramadum!” diye bağırıyordu, “Duramadum, kaydi, yemun ederim duramadum!” ama kar onun sesini de yuttu, o beyaz boşluğun içinde her şey sessizliğe karıştı.
Seher onun ağzının hareket ettiğini gördü ama sesini duymadı, sadece karın düşüşünü izledi, kar taneleri kırık camlardan içeri girip Ahmet’in omzuna konuyordu, her biri küçücük, masum bir kefaret gibi, kar o gece sadece toprağa değil, insanların vicdanına da yağıyordu.
Adam korku içinde ne yapacağını şaşırdı. “Evume,” dedi sessizce. “Evume gidiydum.” Sesi git gide kısıldı. Artık ne söylediğinin o da farkında değildi.
“Sus!” Dedi Seher hışımla. Kendinde konuşacak gücü bulduğunda. Adam, Seher’i arabadan çıkardı. Başındaki kanı eline aldığı bezle sildi.
“Hamile,” dedi ağlayarak. “Karum hamile oni yetişturmağa çalişidum.”
Seher kendine gelmeye başladığında eli telefonuna uzandı. Kadının gözünden yaşlar akıyordu. Kadının gözlerinden yaşalar, yağmur taneleri gibi birer birer dökülüyor üzerindeki paltoyu ıslatıyordu.
“Fikret abi!” Dedi göz yaşları içinde telefonun diğer ucundaki adama. “Fikret abi yetiş! Ahmet ölüyor.”
Adam, Ahmet’in başına eğilerek, nabzını kontrol ederken kadın karşındakine oldukları konumu tarif ediyordu.
Kamyonetin içinden çığlıklar yükseldi. Fikret Kozan olay yerine vardığında, kamyonetin içindeki kadın doğuma başlamış, Ahmet Karaçam çoktan ölmüştü.
Bir bebek doğdu, bir adam öldü.
3 Mart, 1998.
Ahmet Karaçam, Tonya Hoşarlı yolu üzerinde etkili olan kar yağışı sebebiyle arabasıyla birlikte uçurumdan yuvarlanarak vefat etti. Araçta kendisiyle birlikte olan eşi Seher Karaçam hafif sıyrıklar ve yarayla kurtarıldı.
...
Hiçbir yere ait değilim ama senin kollarında her yer benimmiş gibi hissediyorum. Yutkunamıyorum. Aynada gördüğüm yüzü tanımıyorum. Bakışlarımdaki hırçınlığı görüyor musun?
Ben değişiyorum. Yüreğimde hissedemediğim sevgilerin bıraktığı nefret tohumları. Gözlerimde sırtındaki dövmelerin hayaletleri. Beni bir tek sen sahiplenebilirmişsin. Beni bir tek sen anlayabilirmişsin.
Dün gece bir kalem aldım elime. Önümde göz yaşlarımın ıslattığı eskimiş bir kağıt.
Tanrı kaderimi yazarken üstünü çizmiş sevginin.
Bakma öyle, kaçmıyorum. Buradayım artık savaşacağım çünkü sen geldin ve bana yansımalardan korkmamayı öğrettin.
Söylesene nasıl böyle güzel sevdin beni?
Dudaklarında bir şiir gibi ismim. Nasıl böyle güzel hatırladın beni?
Karanlık gecelerde yazdığım şiirleri buruşturup atıyorum.
Kadere artık inanmıyorum.
Yalnızca sen varsın ve bir de ben.
Ellerin ve ellerim.
Sevgilim, kollarında olması gerekenden çok daha fazlasına sahibim biliyorum. Senin bana öğrettiğin gibi yaşıyorum.
Üzerini karaladığım cümlelerden birisinde ismim yazılı olmasın diye savaşıyorum.
Tüm Yorumlar (47)
Cig mi düştü araba mı çarptı anlamadim abey
Paragraf 10Daha ilk cümleden felaket korkuttuu
Paragraf 424 Ocak Cumartesi saat 14.10 da başlıyorum
Paragraf 3su an olaylara dair hicbir sey bilmiyorum ama paragraflarin siirselligini o kadar begendigim bir bolumdu ki tan olarak bir giris bolumu ya olaylari da cok merak ettieiyor bu arada kim kimin neyi cikacaj falan asiri merak ediyorum kurguyu cok guzelya😭😭
Paragraf 41ellerin ❤️🩹
Paragraf 39ozur dilerim aklima yekta gelio bn bu cocu asamicam
Paragraf 33cumleye bak kafayi yicem😭😭 al kamyonun arkasina sakkk yapistir
Paragraf 32su paragraflari ozumseye ozumseye okumaya calisiyorum cok hoslar🥺💗💗
Paragraf 29OF AGLİYCAM SİMDİ AYPERİ DOGDU DİMİ KESİN
Paragraf 26simdi hamile olan diger tirci adamin karisi glb seherle ahmet kim oliy onu kestiremedum hangisi ayperinin ailesi tam olarsk ve bu kadin niye fikret kozani aradi??
Paragraf 25FİKKKREETTTT KOZANNN?????
Paragraf 25kim oldu ya😭😭 ilk bolum diye laf etmiprun SUREKOİ BİRİNİ OLDURUCEKSSN OKUMAM BAK
Paragraf 9yapppmmaaaa istemiyorum aglamak artik😭😭
Paragraf 8karadeniz hovardasi okunaya geldim!!
Paragraf 320.01.2026 20:57! Buraya iz, sana da sevgilerimi bırakıyorum Büşümmm💖✨
Paragraf 2Adana kitap fuarında büşra ablaya okuyacağım demiştim sözümü tutmaya geldiiimm
Paragraf 319.01.2026 01.32
Paragraf 2Yazım dilin burada çok daha iyi geliştirmişsin 🫶🫶🫶
Paragraf 7Çok teşekkür ederim ^^Her kitabımda üzerine katarak ilerlemeye çalışıyorum (kalpli emoji atamadım bilgisayardan attım say hhsahshsa)
basladı bızım yenı mesai
Paragraf 41ya ama hayır yaa
Paragraf 26Ben simdiden bayildim sahsen saheser falan bu
Paragraf 41COCUK BABASİZ BUYUYCEK OF
Paragraf 26DAKİKA BİR GOL BİR YA TAMAM OLAYLİ OLCAKTİ AMA BU KADARİ DA FAZLA (Aglama emojisi)
Paragraf 9ya o ne demek biz ne okuyacaz arkadaşlar
Paragraf 41çölüme su ver,ellerin hani?
Paragraf 39ağlicam
Paragraf 34oooooofffffff ya ben bu acılara hazır değilim
Paragraf 25Abiiii bu nasılll bir bölümmm😭😭😭😭
Paragraf 27oyyy 🥲🥲
Paragraf 8ya daha baslamadık bile ne felaketi
Paragraf 4Bence Seher hamileydi ve hastaneye yetişmeteye çalışıyorlardı
Paragraf 13şimdiden teori kasmanıza BAYILDIM
bismillah diyerekten
Paragraf 3geldim bataklığımın çiçeği 🤍
Paragraf 1canım canım canım
Daha tanıtımdan içimizi deşmek isteyen Büşik
Paragraf 10Şhhh sakin oluuun
noluyo ya direkt bolum basindan😭😭
Paragraf 9🥹
Paragraf 34Korkuyorum...ayperi nin anne ve babası mı bunlar ??
Paragraf 7GELDI GELDI COK HEYECANLIYIIM SONUNDAA
Paragraf 3Hayır ya
Paragraf 25Ölmüyordur
Paragraf 23Annen gerçekten iyi çeviri yapmış mükemmel ağız 💅🏻
Paragraf 21AHSHHASHSHSHDSHA
Ayyyy çok heyecanlılll
Paragraf 4Ayyy başlıyoruz.Ama cok gerilimli basladii
Paragraf 3BİSMİLLAH BASLİYORUM O KADAR HEYECANLİYİM Kİİİİİİ
Paragraf 2bişi yok bişi yok
Bişi olucak
Paragraf 6Felaket?? Nolucaz
Paragraf 4Ayyy biz geldikk
Paragraf 1Hoş geldiniz efenim